depresyon
DEPRESYON NEDİR ?

DEPRESYON NEDİR ?

Son yıllarda en sık duyduğumuz tıp terimlerin başında gelen ‘’Depresyon’’ kelimesinin sözlükteki anlamıyla çökkünlük olarak bilinmektedir. Birçok insan hayatının belli bir döneminde ‘’ depresyondayım ‘’kelimesini muhtemel kullanmıştır. Gerçekten her üzüntülü ve isteksizlik halimiz depresyonda olduğumuzu mu gösterir? Depresyon nedir? Depresyon tanı kriterleri nelerdir? Depresyon nasıl tedavi edilir?

Depresyon, en az iki hafta süreyle hemen hemen hergün olan gün boyu süren çökkün bir ruh hali ve yine tüm gün süren önceden ilgi duyduğu ve yaparken keyif aldığı etkinliklerden artık, zevk, keyif alamama durumundan en az birisinin olması ile birlikte iştahsızlık yeme isteğinde artış çok uyuma yâda daha az uyuma yorgunluk bitkinlik, duygusal alanda yoğun üzüntü, endişe değersiz hissetme gibi duyguların eşlik etmesi haline ‘’depresyon ‘’ denir. Depresyon bir duygu durum bozukluğudur.

Depresyonda olan kişi başkalarından uzaklaşmış ve sosyal çevresi daralmış, zamanının çoğunu yalnız geçirebilir. Dikkati çok zayıfladığı için iş hayatında problemler sıklık kazanmış olabilir. Konuşmalarında yavaşlık, iştahında azalma, uyku düzeninde farklılaşma ve cinsel işlevlerinde bozulmalar yaşanabilir. Yaşadıkları sorunları yanlış algılayabilir yâda yanlış yorumlayabilirler. Genelde sorunlarına çözüm üretmekte zorluk yaşadıkları söylenebilir. Depresif kişiler kendilerine karşı acımasız suçlayıcı davranırlar. Fiziksel temeli olmayan bedensel duyumlarını farklı yorumlayıp ağrı ve sızılarından artabilir, çoğunlukla keyifsiz ve umutsuz olabilirler.

Depresyon Tanısının Konulması İçin Gerekli Kriterler

1.Günün büyük kısmında ve neredeyse hergün üzgün ve çökkün hissediyorsanız,

2.Hergün yaptığınız faaliyetlere yönelik ilgi ve istek kaybınız varsa,

3.Uyku düzeninizde değişiklikler varsa; uyumada zorluk çekiyor ya da zamanınızın çoğunu uykuda geçiriyorsanız,

4.Faaliyet düzeyinizde değişiklik varsa; hareketleriniz iyice yavaşladıysa ya da aşırı tedirgin, huzursuz, telaşlıysanız,

5.İştahınızda değişiklik varsa; iştahınız azaldıysa ve kilo verdiyseniz ya da tam tersine iştahınız arttıysa ve kilo aldıysanız,

6.Enerjiniz azaldıysa ve kendinizi aşırı derecede yorgun hissediyorsanız,

7.Kendinize bakışınız olumsuzsa; kendinize yönelik yargılayıcı, yeren, eleştiren bir tutum içindeyseniz, değersizlik ve suçluluk duygularınız çok yoğunsa,

8.Düşünceleriniz yavaşladıysa, kararsızlıktan ve dikkatinizi toplayamamaktan yakınıyorsanız,

9.Ölüm ve intiharla ilgili tekrarlayan düşünceleriniz varsa

ve bu belirtilerin en az beşini, hemen her gün ve iki hafta süredir yaşıyorsanız bir uzmana başvurmalısınız.

Depresyon tedavisi olan bir rahatsızlıktır. İlaç tedavisi ile kişi ortalama 6-8 haftada kendini daha iyi hissetmeye başlar. Tekrarlayıcı bir bozukluk olan depresyonda iyileşmenin kalıcı olması için, ilaç tedavisinin yanında psikoterapiye, özellikle depresyon tedavisindeki etkinliği yapılan araştırmalarla kanıtlanmış bilişsel davranışçı terapiye, devam etmek de çok önemlidir.

ŞEMA TERAPİ NEDİR ?

ŞEMA TERAPİ NEDİR?

Şemalar çok erken yaşta başlayan ve yaşam boyunca sürekli tekrar eden düşünce, duygu ve davranış kalıplarıdır. İnsan zihninde bilgilerin organize edilmesinde şemalar görev alır. Şemalar algılanan her şeye karşı gelişebilirler. Örneğin, kardeş şeması, doğa şeması, güven şeması, araba şeması, oyuncak şeması vb gibi… Bu şemalar bilgileri anlamamızda ve yorumlamamızda bize yol gösterici olup kişilerin davranışlarını düşüncelerini, hislerini ve diğer insanlar ile olan ilişkileri etkiler. Kişilerde ortaya çıkan davranışlar, geliştirilen şemalara göre değişkenlik gösterir. Çocukluk yaşlarda geliştiği için ve yaşam boyu sürdüklerinden kalıplaşmış yapılara sahiptir. Bu sebepten şemaları kişilerin hayatlarında ki kök inançları olarak nitelendirebiliriz.

Şemaların temel işlevi çevremize uyum sağlamımızı kolaylaştırmak için bize gelen bilgiyi süzerek filtre görevi görürler. Karşılaştığımız olayları, durumları kişilerde var olan şemalara göre değerlendirip karar verilir. Yani tüm davranışlarımız şemalara bağlı olarak şekillenmektedir.

Şema modeline göre, çocukluk yaşantılarından itibaren gelişmeye başlayan şemalar, zamanla işlevsel olmayan, düşünce ve davranış kalıplarına dönüşürler. Şemalar aslında erken dönemde sağlıklı olmayan durumlar karşısında baş edebilmek için işlevsel amaçlarla gelişmiştir. Çocukken oluşan şemalar ortam zaman değişse de değişmezler. Çocukken kullanışlı halde olan şemalar ergenlik ve yetişkinlik döneminde uyum bozucu hale gelebilir ve birçok psikolojik problemlere yol açabilir. Yaşamın erken dönemlerinde oluşan ve ilerleyen dönemlerde uyumu bozan şemalar, terapi sürecinde şema kelimesini ‘’erken dönem uyum bozucu şema ‘’ terimi yerine kullanılmaktadır. Yani Şema Terapide kişilerin kendileri ve çevreleri ile ilgili olarak geliştirdiği uyum bozucu şemaların tespit edilmesini ve kişilerin temel ihtiyaçlarına sağlıklı bir yolla ulaşmasına yardım etmeyi temel alır.

Şema Terapi çocukluk ve ergenlik döneminde belirgin kökenleri bulunan psikolojik bozuklukların fark edilmesine ve tedavi edilmesine yönelik bir model olarak Jeffrey Young tarafından geliştirilmiştir. Tedavi sürecinde etkin bir şekilde kullanılacak olan erken dönem uyumsuzluk şemaları ve alanları aşağıda yer almaktadır.

Şema Terapi modelinde 18 farklı şema tanımlanmış ve bu şemaları 5 şema alanına göre ayırmıştır.

ALAN 1: AYRILMA VE REDDEDİLME

1.Terk Edilme İstikrarsızlık

2.Şüphe Kötüye Kullanma

3.Duygusal Yoksunluk

4.Kusurluluk / Utanç

5.Tecrit Edilme / Yabancılaşma

ALAN 2: BOZULMUŞ ÖZERKLİK VE İŞ YAPMA BECERİSİ

  1. Bağımlılık Yetersizlik
  2. Beklenmedik Olaylar Karşısında Dayanıksızlık
  3. Yapışıklık Gelişmemiş Benlik
  4. Başarısızlık

ALAN 3: ZAYIF SINIRLAR

  1. Haklılık / Görkemlilik
  2. Yetersiz Özdenetim /Öz Terbiye

ALAN 4: BAŞKALARINA YÖNELİMLİK

12.Boyun Eğmek /Geri Çekilmek

  1. Kendini Feda Etme
  2. Onay Arama / Kabul Arama

ALAN 5: AŞIRI DUYARLILIK VE BASKILAMA

  1. Karamsarlık / Hataya Katlanamama
  2. Aşırı Sorumluluk/ Duyguları Bastırma
  3. Acımasız Standartlar/ Aşırı Eleştirellik
  4. Cezalandırıcılık ( Acımasızlık)

Bu yapıların nerede ve nasıl şekillendiğini anlamak ve fark etmek değişimi yakalamak terapi sürecinde en önemli adımlardan biridir.

Panik atak
PANİK ATAK
Panik atak aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ve korku nöbetleridir. Çoğu zaman kriz olarak adlandırılır. Aniden başlar ve 10 dakika içerisinde en şiddetli halini alır çoğunlukla 30 dakika içinde kendiliğinden geçer. Panik atak bir rahatsızlık değil bir tıbbi yâda psikolojik rahatsızlıkla görülebilecek bir semptomdur. Panik bozukluk ise kişinin yaşamış olduğu panik atakların yanlış bedensel duyumlara neden olması ve yanlış yorumlanması sonucunda tekrar yaşanmasına yönelik korku hali yaşaması ve kişinin sürekli tetikte olma durumudur. Panik bozukluk psikolojik bir rahatsızlıktır.

PANİK ATAK BELİRTİLERİ

1.Çarpıntı, kalp atımlarının duyumsanması

2.Terleme

3.Titreme ya da sarsılma Read More “PANİK ATAK”

Havacılık psikolojisi
HAVACILIK PSİKOLOJİSİ

Havacılık psikolojisi, ülkemizde hergün biraz daha gelişen bir sektör olan havacılık sektöründe önem kazanmaktadır. Bir hava aracı ne kadar gelişmiş olursa olsun içinde insan faktörü barındırdığı sürece hatalar olmaya devam edecektir. Teknoloji olarak her geçen yıl gelişen uçak ve hava araçlarının mükemmeliyeti üst seviyeye taşınsa kazalar incelendiğinde en büyük kaza etkenin insan faktörü olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple havacılık sektöründe personel seçiminde, uçuş eğitimlerinde danışmanlık süreçlerinde  ve belirli testleri uygulamada ve süreçleri takip etmede havacılık psikolojisine ihtiyaç duyulmaktadır.

Read More “HAVACILIK PSİKOLOJİSİ”

Uçuş fobisi
UÇUŞ FOBİSİ

Günümüzde bir yerden bir yere ulaşmak için kullanılabilecek en kolay ve hızlı yöntem hava yolu ile yolculuktur. Uçak ile ulaşımın en önemli tercih sebebi daha hızlı ve daha az yorucu aynı zamanda istatistik verilere bakıldığında en güvenilir ulaşım yolu olduğu söylenebilir.

Uçuş korkusu temel olarak stresli ve travmatik yaşam olayları karşısında psikolojik savunma ve başa çıkma becerilerinin yetersizliği sonucu olur. En önemli faktör anksiyetedir. Korku içgüdüsel olarak gerçek bir tehlikeye karşı akılcı ve orantılı korunma tutumu olup normal bir tepkidir, korkuda bir gerçeklik ve mantık vardır. Ortada tehlikeli bir durum veya nesne yokken hissedilen tarifsiz tehlike duyumu anksiyete; anksiyetenin gerçekte korkutucu olmayan sembolik bir durum veya nesneye bağlanması ise fobi olarak tanımlanır. Fobik durumlarda uyaranlarla orantılı ve akılcı olmayan, paniğe kadar varan tepkiler gösterilir ve bu yoğun kaygı nedeniyle kişiler uçuştan kaçınırlar.

Uçuş fobisi de kişinin uçma eylemi ya da düşüncesine karşı şiddetli ve tekrarlayan korku duyması anlamına gelen sık rastlanan fobiler arasındadır. Uçuş fobisi olan kişiler yalnızca uçma düşüncesiyle bile yoğun bir kaygı duyarlar ve sıklıkla bu davranıştan kaçınırlar. Bazı kişilerde hissedilen aşırı kaygı sebebiyle panik ataklara sebep olur.

Kimler Uçuş Fobisi Geliştirir;

Panik Bozukluğu Olanlar

Yükseklik Korkusu Olanlar

Kapalı Alan Korkusu Olanlar

Kontrolcü Kişilik Yapısına Sahip Olanlar

Kontrol Kaybıyla İlgili Travmatik Yaşantısı Olanlar

Ölüm Kaygısı Yaşayanlar

Uçuş ile İlgili Kötü Deneyim Yaşamış Kişiler

UÇUŞ FOBİSİ TEDAVİ İÇİN

Uçuş fobisi için genellikle danışanların sorun alanlarına göre yapılandırılan seanslar ile nefes egzersizleri, yüzleştirme korku duyulan durum ile ilgili bilişsel çerçeveleme ve yapılandırma gibi etkin tekniklerin kullanıldığı Bilişsel Davranışçı Terapi Yöntemi ile kişiler tedavi olabilmektedir. Terapide ki amaç kişinin karşılaştığı durum ile ilgili nasıl baş edeceğini öğrenmesidir. Aynı zamanda oluşan olumsuz düşüncelerin duygu ve davranışla ilişkisini anlamlandırıldıktan sonra olumlu bir düşünce yapısı oluşturmaktır.

Side bar